Kansere Karşı 10 Beslenme Önerisi!

   

           Sofranızdan eksik etmeyin, çünkü…

           Sadece tükettiğiniz miktar değil, pişirme yöntemi de çok önemli! 

Dikkat!  Riskli besinlerde ilk sırada yer alıyor! 

 

Kansere Karşı 10 Beslenme Önerisi!

 

Kanser günümüzde dünya çapında ve ülkemizde halk sağlığını tehdit eden en önemli hastalıklardan biri olarak öne çıkıyor. Kalp ve damar hastalıklarından sonra 2’inci en yaygın ölüm nedeni olan kanser, her yıl milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiliyor. Kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseri olurken, erkeklerde akciğer kanseri ilk sırada yer alıyor. Bununla birlikte kolorektal, prostat, mide ve rahim kanserlerinde de belirgin bir artış yaşandığı belirtiliyor. GLOBOCAN (Global Cancer Observatory) raporunun verilerine göre; kanser tanısı alma oranında 2040 yılında yüzde 48 artış görülecek ve yaklaşık 30 milyon kişiye yeni kanser tanısı konulacak. Acıbadem  Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, aslında kanser riskinin sağlıklı beslenme ve doğru yaşam tarzıyla yüzde 30-40 oranında azaltılabileceğine dikkat çekerek,  “Sağlıklı ve dengeli beslenmek, ideal vücut ağırlığını korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, kanser riskini azaltmanın en etkili yollarındandır. Doğru besin tercihleri yapmak, pişirme yöntemlerine dikkat etmek, işlenmiş ve zararlı gıdalardan uzak durmak; kanser riskini azaltmada oldukça önemlidir” diyor.   Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, kanserden korunmak için dikkat etmemiz gereken 10 önemi kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! 

 

Yemeklerde aşırıya kaçmayın
 

Obezite, sadece kronik hastalıklarla değil, aynı zamanda; meme, kolorektal, özofageal, böbrek, safra kesesi, rahim, pankreas ve karaciğer dahil olmak üzere, birçok kanser türüyle de doğrudan ilişkili oluyor. Yağ dokusunun fazlalığı; vücutta östrojen, insülin, insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) gibi hormonların seviyelerini yükselterek kanser oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca obeziteye bağlı kronik inflamasyon vücuttaki hücre hasarını artırarak kanser riskinde artışa sebep oluyor. Bu nedenle, yemeklerde aşırıya kaçmayarak ideal vücut ağırlığını korumak; hem genel sağlık hem de kanserden korunma açısından büyük önem taşıyor. 

 

Sebze ve meyveyi sofranızdan eksik etmeyin

Antioksidanlar, vitaminler, lif ve fitokimyasallar açısından zengin olan sebze ve meyveler hücre hasarını önlemeye yardımcı oluyorlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, renkli ve çeşitli sebze-meyve tüketiminin vücudun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirdiğini vurgulayarak, “Bu etkileri sayesinde kanserin oluşma riskini azaltmada oldukça önem taşımaktadırlar. Günde 5 porsiyon (yaklaşık 400 gram) sebze ve meyve tüketiminin kanserden korunmada etkili olabileceği bilinmektedir. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, kükürtlü sebzeler, kırmızı-mor meyveler, turuncu renkli sebze ve meyveler önerilmektedir” diyor. 

 

Tam tahıllar ve lifli besinlerle bağırsak sağlığınızı destekleyin

Tam buğday, yulaf ve bulgur gibi tam tahıllar, sebze ile meyveler, bağırsak sağlığını destekleyen lif açısından zengin besin kaynaklarını oluşturuyorlar. Günde yaklaşık 25-30 gram lif alımı sindirim sistemini düzenleyerek toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Önerilen miktarlarda lif alımı sindirim sistemini desteklerken, kolon kanseri başta olmak üzere, bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösteriyor. Beyaz unlu ürünler yerine tam tahıl içeren besinlerin tercih edilmesi lif alımını artırmayı sağlıyor. 

 

En riskli besinlerden uzak durun

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından; sosis, salam ve sucuk gibi işlenmiş etler, “Grup 1 Kanserojen”, yani en riskli besinler olarak sınıflandırıldı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, “Özellikle bu gıdaların içerdikleri nitrit, nitrat ve yüksek sıcaklıkta işleme sırasında oluşan zararlı bileşikler, başta kolorektal kanser olmak üzere, sindirim sistemi kanserleriyle ilişkilendirilmektedir Araştırmalara göre, her gün 50 gram işlenmiş et tüketen bireylerde kolorektal kanser riski yaklaşık yüzde 18 oranında artmaktadır” diyor.  

 

Kırmızı et tüketimini sınırlayın

Kırmızı etin yüksek miktarda ve hatalı pişirme yöntemleriyle tüketilmesi bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Özellikle haftada 500 gramdan fazla kırmızı et tüketiminin, başta kolorektal kanser olmak üzere, sindirim sistemi kanserlerinin oluşma riskini artırabileceği gösterilmiş. Yüksek ısıda, özellikle közde veya mangalda pişirilen etlerde oluşan heterosiklik aminler (HCA) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) gibi zararlı bileşikler, kanserojen etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, “Dolayısıyla kansere karşı kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalıdır. Haftada 1-2 kez, haşlama ya da fırınlama gibi sağlıklı pişirme yöntemleriyle tüketmek daha güvenlidir” diyor. 

 

Şeker ve rafine karbonhidratlardan kaçının

Aşırı şeker tüketimi obezite riskini artırarak dolaylı yoldan bazı kanser türlerine zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca yüksek glisemik indeksli gıdaların vücutta kronik inflamasyonu tetikleyebildiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,  “Bu nedenle şekerli içecekler, tatlılar ve beyaz un içeren ürünler gibi rafine karbonhidratlardan uzak durulmalı; yerine tam tahıllar, meyve, sebze ve doğal karbonhidrat kaynakları tercih edilmelidir” diye konuşuyor. 

 

Doymuş ve trans yağ kullanmayın

Doymuş yağlar (tereyağı, kuyruk yağı gibi hayvansal kaynaklı yağlar) ve trans yağlar (margarin, paketli atıştırmalıklar, kızartılmış fast food ürünleri) aşırı tüketildiklerinde vücutta iltihaplanmayı artırarak bazı kanser türlerine zemin hazırlayabiliyor. Bunun aksine, Omega-3 yağ asitlerinin inflamasyonu azaltarak özellikle meme ve prostat kanserine karşı koruyucu etkileri olduğu saptanmış. Ayrıca araştırmalar, Akdeniz tipi beslenmede yaygın olarak kullanılan zeytinyağı, ceviz ve avokado gibi sağlıklı yağ kaynaklarının kanser riskini azaltmada destekleyici olduğunu ortaya koyuyor. 

  

Yüksek miktarda tuz ve tuzlu gıdalar tüketmeyin

Turşu, hazır çorbalar, işlenmiş atıştırmalıklar ve salamura gıdalar aşırı sodyum içeriyorlar. Aşırı tuz tüketimi de özellikle mide kanseri riskini artırabiliyor. Etiket okuma alışkanlığı kazanmak, işlenmiş gıdaları azaltmak, yemekleri tuz yerine limon, baharat ve sarımsak gibi doğal aromalar ile lezzetlendirmek; hem genel sağlık hem de kanserden korunma açısından önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü; günlük tuz tüketimini, yaklaşık bir çay kaşığına denk gelen 5 gramla sınırlandırmayı öneriyor. 

 

Besinlerin pişirme yöntemine dikkat edin
 

Kızartma, közleme ve yüksek ısıda pişirme yöntemleri kansere neden olabilecek zararlı bileşiklerin oluşmalarına yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, özellikle etlerde kömürleşmenin kanser riskini artırdığı uyarısında bulunarak, “Bu nedenle haşlama, buğulama, fırınlama ya da ızgarada yanmadan pişirme gibi daha sağlıklı yöntemler tercih edilmelidir. Aynı zamanda yiyecekleri aşırı karartmamak, kömürleşmiş bölümleri tüketmemek ve pişirme süresine dikkat etmek, kanser riskini azaltmak açısından önemlidir” diyor. 

 

Alkolü tamamen bırakın 

Alkol,  başta karaciğer, meme, yemek borusu ve kolon kanseri olmak üzere, birçok kanserle ilişkili oluyor. Her düzeyde alkol tüketimi kanser riskini artırıyor; güvenli bir alt sınır belirtilmiyor.  Uluslararası Sağlık Otoriteleri, kanserden korunmak için alkolün tamamen bırakılmasını öneriyor. 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Benzer Haberler

    Kronik uykusuzluk öğrenmeyi güçleştirip, hafıza problemlerine yol açabiliyor!

    Kronik uykusuzluk öğrenmeyi güçleştirip, hafıza problemlerine yol açabiliyor! Düzenli ve derin uykunun beyin sağlığı için kritik önem taşıdığını belirten uzmanlar, beynin uyku sırasında bilgileri işleyip toksinlerden arındığını söylüyor.

    Telefonu gece boyunca şarjda bırakmak yangın riski taşıyor!

    Telefonu gece boyunca şarjda bırakmak yangın riski taşıyor! Telefonu yastık üzerinde şarj etmeyin! Telefonu gece boyunca şarjda bırakmanın yangın riski oluşturduğunu dile getiren uzmanlar, bu riskin birçok faktöre bağlı olduğunu ve özellikle düşük kaliteli veya hasarlı şarj aletleri, batarya problemleri ile uygun olmayan şarj ortamlarının önemli tehlike unsurları olduğunu söylüyor.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İlgilenebileceğiniz Haberler

    Damak çatlatan lezzetleriyle  dikkatleri üzerine çekiyor 

    • Nisan 4, 2025
    • 37 views
    Damak çatlatan lezzetleriyle  dikkatleri üzerine çekiyor 

    Geleceğin Messi’leri, Ronaldo’ları Selectum JWCA 2025’te Antalya’da sahneye çıkıyor

    • Nisan 4, 2025
    • 37 views
    Geleceğin Messi’leri, Ronaldo’ları Selectum JWCA 2025’te Antalya’da sahneye çıkıyor

    Birbirinden İddialı İçerikler Nisan Ayında da Eğlencenin Adresi TOD Ekranlarında!

    • Nisan 4, 2025
    • 47 views
    Birbirinden İddialı İçerikler Nisan Ayında da Eğlencenin Adresi TOD Ekranlarında!

    Ülkü Tamer’in eserleri Nilüfer’de sergileniyor

    • Nisan 4, 2025
    • 40 views
    Ülkü Tamer’in eserleri Nilüfer’de sergileniyor

    Başkan Zeyrek, Manisa Ağrılılar Derneği üyeleri ile bir araya geldi

    • Nisan 4, 2025
    • 44 views
    Başkan Zeyrek, Manisa Ağrılılar Derneği üyeleri ile bir araya geldi

    Saraçhane’de Özgürlük ve Demokrasi Şenliği Coşkusu Sürüyor

    • Nisan 4, 2025
    • 43 views
    Saraçhane’de Özgürlük ve Demokrasi Şenliği Coşkusu Sürüyor