Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.

Oruç kararı hekim değerlendirmesiyle verilmeli! 

Ramazan ayının, birçok kişi için manevi açıdan son derece kıymetli bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak söz konusu sağlık olduğunda niyet tek başına yeterli değildir. Bu nedenle Ramazan’da oruç tutma kararı bireysel, dikkatli ve mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.” dedi.

Tıbbi açıdan riskli durumlarda kişinin kendini korumasının hem dini hem de insani açıdan en doğru yaklaşım olduğunu aktaran Dr. Hajiyeva, “Psikiyatrik rahatsızlığı olanların oruç tutup tutamayacağı konusunda doğru bir yanıt yok. Her hasta kendi klinik durumu, hastalığın şiddeti, kullanılan ilaçlar ve son dönem seyri açısından ayrı ayrı değerlendirilmeli. Uzun süreli açlık, susuzluk, uyku düzenindeki değişiklikler ve ilaç saatlerinin kayması bazı hastalarda klinik tabloyu olumsuz etkileyebilir.” şeklinde konuştu.

Oruç, bazı psikiyatrik hastalarda alevlenme riskini artırabilir! 

Özellikle bazı durumlarda daha dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Hastalık aktif dönemdeyse, son 6 ay içinde atak geçirilmişse, ilaç dozları yeni ayarlanmışsa, özellikle son bir yılda hastaneye yatış öyküsü varsa, intihar ve başkalarına zarar verme riski mevcutsa, oruç tutmak hastalığın alevlenme riskini artırabilir.” dedi.

Bazı psikiyatrik hastalıklarda düzenli biyolojik ritmin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Hajiyeva, şunları söyledi:

“Beyin ritmi sever; sirkadiyen düzen sık değiştiğinde ise bu biyolojik istikrarsızlık klinik tabloya yansıyabilir. Uyku düzenindeki bozulma ve biyolojik ritmin kayması bipolar bozukluktaki mani ya da depresyon atağını tetikleyebilir. Özellikle geçmişte mevsimsel atak öyküsü olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Majör depresyonda uzun süren açlık, enerji düşüklüğü ve kan şekeri dalgalanmaları bazı hastalarda çökkünlüğü artırabilir. Zaten düşük seyreden bir enerji düzeyine fizyolojik stres eklemek tabloyu ağırlaştırabilir. Psikotik bozukluklarda tedaviye uyumun bozulması veya ilaç saatlerinin kayması belirtilerin tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir. Anksiyete bozuklukları ve panik bozukluklarda açlık ve susuzluğa bağlı çarpıntı, titreme gibi bedensel belirtiler anksiyete belirtilerini artırabilir. Beden alarm verdiğinde, zihin bunu genellikle ‘tehlike var’ şeklinde yorumlar. Yeme bozukluklarında oruç süreci, bazı hastalarda yeme davranışı üzerindeki kontrolü olumsuz etkileyebilir.”

Oruç tutarken ilaç kesilmemeli ve doz düzeni hekim kontrolünde planlanmalı!

Oruç tutarken en kritik konunun, ilacın kesilmemesi ve doz düzeninin hekim kontrolünde planlanması olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “İlacın farmakokinetik özellikleri (yarı ömrü, etki süresi, kan düzeyi dengesi) dikkate alınmadan yapılan değişiklikler tedavi etkinliğini azaltabilir.” dedi.

Birçok psikiyatrik ilacın günde bir veya iki doz şeklinde kullanıldığını hatırlatan Dr. Hajiyeva, “Günde tek doz kullanılan ilaçlar, uygun görülürse iftar sonrasına kaydırılabilir. Ancak günde üç doz kullanılan, kısa yarı ömürlü veya kan düzeyi izlem gerektiren ilaçlar ise bireysel ve ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılmadan düzenlenmemeli. Örneğin lityum kullanan hastalarda dehidrate kalmak kan düzeyini yükselterek toksisite riskini artırabilir. Benzer şekilde bazı antipsikotikler tansiyon düşüklüğüne yol açabilir; uzun süreli açlık bu etkiyi artırabilir.” uyarısında bulundu.

Psikiyatrik ilaçlar ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar değil!

Psikiyatrik ilaçların ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar olmadığının altını çizen Dr. Günay Hajiyeva, “Çoğu zaman belirli bir süre stabil iyilik hali sağlandıktan sonra, yine hekim kontrolünde ve kademeli azaltılarak kesilir.” dedi.

Ani ilaç kesilmesinin doğurabileceği risklere işaret eden Dr. Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hastalığın alevlenmesi, mani veya ağır depresyon atağı, psikotik belirtilerin geri dönmesi, intihar riskinde artış ve yoksunluk sendromu gibi durumlar görülebilir. Klinik pratiğimizde Ramazan ayında ‘oruç tutabilmek için’ ilacını aniden bırakan ve birkaç hafta içinde ağır atakla başvuran hastalarla karşılaşabiliyoruz. Bu durum hem hasta hem ailesi için ciddi bir yüktür.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

 

  • Benzer Haberler

    Burhaniye Belediyesi Sağlık Hizmetleriyle Fark Yaratıyor

    Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, geniş ve çok yönlü hizmet ağıyla vatandaşlara kapsamlı sağlık hizmetleri sunarak bu alanda fark yaratmaya devam ediyor.

    Kötü bir ağız ve diş sağlığı, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar çeşitli hastalıklara neden olabiliyor

    Ağız ve diş hastalıkları yalnızca diş sağlığını değil tüm vücudu etkiliyor.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İlgilenebileceğiniz Haberler

    Burhaniye Belediyesi Sağlık Hizmetleriyle Fark Yaratıyor

    • Şubat 23, 2026
    • 26 views
    Burhaniye Belediyesi Sağlık Hizmetleriyle Fark Yaratıyor

    Bergama’da Yıllar Sonra Bir İlk: Cumhuriyet Meydanı’nda Ramazan Boyunca İftar Sofrası

    • Şubat 23, 2026
    • 29 views
    Bergama’da Yıllar Sonra Bir İlk: Cumhuriyet Meydanı’nda Ramazan Boyunca İftar Sofrası

    Başkan Topaloğlu, öğrencilerin kitap etkinliğine katıldı

    • Şubat 23, 2026
    • 32 views
    Başkan Topaloğlu, öğrencilerin kitap etkinliğine katıldı

    Başkan Dutlulu, Selendililer Derneği’nin İftar Programına Katıldı

    • Şubat 23, 2026
    • 32 views
    Başkan Dutlulu, Selendililer Derneği’nin İftar Programına Katıldı

    İBB Şehir Tiyatroları’nda Bu Hafta (25 Şubat-2 Mart 2026)

    • Şubat 23, 2026
    • 31 views
    İBB Şehir Tiyatroları’nda Bu Hafta (25 Şubat-2 Mart 2026)

    Akra Kitap Günleri başladı

    • Şubat 23, 2026
    • 31 views
    Akra Kitap Günleri başladı