Doğayla Uyumlu Yaşamalıyız: Plastik Kirliliğine Son Ver, Yaşamı Koru!

  • Ekonomi
  • Haziran 4, 2025
  • 0 Comments

TEMA Vakfı, Dünya Çevre Günü’nde plastik kirliliğinin çevre, iklim ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek toplumun tüm kesimlerini acilen birlikte harekete geçmeye çağırdı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Dünya plastik içinde boğuluyor; bu kirlilik, iklim krizinden halk sağlığına, biyolojik çeşitlilik kaybından sosyal refaha kadar birçok alanda çevresel tehditler yaratıyor.” dedi.

Bugün, üretim ve tüketim biçimlerimiz nedeniyle dünyada yaklaşık 10 milyar ton plastik üretilmiş durumda. Bu plastiklerin yaklaşık %90’ı doğada kalıcı atık haline gelerek toprağımıza, su varlıklarımıza, gıdamıza ve hatta insan vücuduna kadar ulaşıyor. Bu tablo, artık kaybedecek zamanımız olmadığını ve doğayla uyumlu bir yaşam kurmanın her zamankinden daha önemli hale geldiğini gösteriyor.

Küresel çevre sorunlarına dikkat çekmek ve ortak eylemi teşvik etmek amacıyla her yıl, 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü, önemli bir farkındalık günü niteliği taşıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde bu yıl “Plastik Kirliliğine Son Ver – Beat Plastic Pollution” temasıyla gezegenimizi plastik kirliliğinden kurtarmak için acil bir çağrı yapılıyor.

Plastik her yerde: Toprakta, suda, hatta vücudumuzda

Gözle görülemeyecek kadar küçük plastik parçaları olan ve gezegenimizin her köşesine sızan mikroplastikler, bugün yalnızca deniz canlılarında değil; insan plasentasında, akciğer dokusunda ve kan dolaşımında dahi tespit ediliyor.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bu durumun yaşamın devamlılığı için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek, “Plastik kirliliği, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit eden yapısal bir krizdir. Pasifik Okyanusu’nda oluşan ve ‘7. Kıta’ olarak anılan 1,6 milyon kilometrekarelik plastik yığını – Türkiye’nin iki katından büyük – bu kirliliğin ulaştığı küresel boyutu açıkça ortaya koyuyor. Günde yaklaşık 2 bin çöp kamyonu dolusu plastik atık denizlere, nehirlere ve göllere karışıyor. Her yıl ise yaklaşık 19 ila 23 milyon ton plastik su ekosistemlerine taşınarak doğal yaşam alanlarını bozuyor ve biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor.” ifadelerinde bulundu.

“Plastik kirliliği sadece bir atık sorunu değil, iklim krizinin görünmeyen yakıtıdır”

Plastik kirliliğinin iklim sistemlerini de doğrudan etkilediğine işaret eden Ataç, bu kirliliğin doğal yaşam alanlarını ve ekosistemleri bozarak iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitelerini azalttığını; milyonlarca insanın geçim kaynakları, gıda üretim olanakları ve sosyal refahı üzerinde doğrudan olumsuz etkiler yarattığını belirtti:

“Plastik kirliliği sadece bir atık yönetim sorunu değil, iklim krizinin görünmeyen yakıtıdır. Tek kullanımlık plastik üretiminin yaklaşık %98’i fosil yakıtlara ve petrokimyasallara dayanıyor. Yani petrolden plastiğe, plastikten krize uzanan bir döngüyle karşı karşıyayız. Fosil yakıt bazlı plastiklerin üretimi, kullanımı ve bertarafı sırasında ortaya çıkan sera gazı emisyonlarının, 2040 yılına kadar küresel karbon bütçesinin %19’una ulaşacağı öngörülüyor. Bu nedenle plastik kirliliği artık iklim krizinin doğrudan bir bileşenidir.”

Türkiye’nin kapsamlı ve bağlayıcı bir plastik stratejisine ihtiyacı var

TEMA Vakfı, plastik kirliliğiyle mücadelede politika izleme, karar verici kurumlarla diyalog geliştirme ve kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor. Bu kapsamda Ataç, Türkiye’de yürürlükte olan yasal düzenlemelerin önemli adımlar içerdiğini, ancak tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması ve üretici sorumluluğunun artırılması gibi alanlarda daha güçlü ve bağlayıcı stratejilere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

2019’da başlayan plastik poşet ücretlendirme ve Depozito Yönetim Sistemi gibi uygulamaların olumlu ancak sınırlı etkiler yarattığını vurgulayan Deniz Ataç, “Plastik üretimini azaltmaya yönelik açık hedeflerin henüz belirlenmediğini görüyoruz. Türkiye’nin hâlâ Avrupa’dan en fazla plastik atık ithal eden ülkelerden biri olması, bu krizin başka bir boyutuna işaret ediyor. Geri dönüştürülemeyen atıkların büyük kısmı yakılarak bertaraf ediliyor; bu süreçte 1 ton plastiğin yakılmasıyla 2,9 ton karbondioksit salınıyor. Bu sorunu ancak doğa ile uyumlu, döngüsel bir üretim ve tüketim modeliyle aşabiliriz.” ifadeleriyle somut adımlar atılması gerektiğine dikkat çekti.

Çözüm mümkün: Doğayla uyumlu bir yaşam için harekete geçmeliyiz

Plastik kirliliğini durdurmanın mümkün olduğunu, ancak bunun için üretim ve tüketim sistemlerinde köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, toplumun tüm kesimlerini birlikte harekete geçmeye çağırdı:

“Tüketimi en baştan azaltmalı, tek kullanımlık ürünlerin (plastik su şişesi, plastik çatal, kaşık, bardak, pipet, poşet, ambalaj, plastik kaplar vb.) yerine yeniden kullanılabilir alternatifleri tercih etmeli, atıkları kaynağında ayrıştırmalı ve yerel yönetimleri bu sürece aktif şekilde dâhil etmeliyiz. Bireylerin, kurumların ve karar vericilerin bu dönüşümün bir parçası olması gerektiğine inanıyoruz. Bugün değilse, ne zaman?”

Son olarak bu dönüşümün yalnızca sistemler düzeyinde değil, bireylerin sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında da gerçekleşmesi gerektiğini belirten Ataç, erken yaşta kazandırılan doğa farkındalığının önemine dikkat çekti. Bu kapsamda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı iş birliği ve Tetra Pak Türkiye’nin desteğiyle yürüttükleri Sıfır Atık Eğitim Projesi ile çocukların doğa dostu alışkanlıklar ve atık yönetimi konusunda farkındalık kazandırmayı hedeflediklerini dile getirerek bugüne kadar, yaklaşık 1 milyonun üzerinde çocuğa ve 120 bin öğretmene ulaştıklarını kaydetti. Sıfır atık yaklaşımının yalnızca geri dönüşümü kapsamadığına; özellikle esas olanın daha az tüketmek, başta plastikler olmak üzere atık miktarımızı azalmak, yeniden kullanmak ve tamir etmek gibi alışkanlıklara dikkat çeken proje içerikleri sayesinde, doğal varlıkların korunması ve atık yönetimi konularında farkındalık oluşturulması amaçlanıyor.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Benzer Haberler

    • Ekonomi
    • Haziran 17, 2026
    • 14 views
    Satınalma Gücü Paritesi (Geçici Sonuçlar), 2025

    SGP’ye göre kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla endeks değeri 67 oldu Satınalma gücü paritesi (SGP) ayrıntılı olarak tanımlanmış standart bir mal ve hizmet sepetinin farklı ülkelerdeki fiyat oranı olarak tanımlanmaktadır.

    • Ekonomi
    • Haziran 17, 2026
    • 18 views
    AAK, Akovita OptiSyn™ konseptini beslenme uzmanlarıyla buluşturdu

    AAK, 6 Haziran tarihinde 15.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İlgilenebileceğiniz Haberler

    HALİL ERGÜN’DEN DİDEM AKSU’YA ÖVGÜ DOLU SÖZLER!

    • Haziran 18, 2026
    • 3 views
    HALİL ERGÜN’DEN DİDEM AKSU’YA ÖVGÜ DOLU SÖZLER!

    Bu konserde Kocaeli türkülerle bir oldu

    • Haziran 17, 2026
    • 9 views
    Bu konserde Kocaeli türkülerle bir oldu

    İnegöl’de Tübitak 4006-C Bilim Festivali Gerçekleştirildi

    • Haziran 17, 2026
    • 4 views
    İnegöl’de Tübitak 4006-C Bilim Festivali Gerçekleştirildi

    Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğrencilerinin Projeleri, Mezuniyet Sergisinde Ziyaretçilerle Buluştu

    • Haziran 17, 2026
    • 7 views
    Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğrencilerinin Projeleri, Mezuniyet Sergisinde Ziyaretçilerle Buluştu

    Karşıyaka’nın kurs merkezlerine yıl sonu şenliği

    • Haziran 17, 2026
    • 6 views
    Karşıyaka’nın kurs merkezlerine yıl sonu şenliği

    İnegöl Belediyesi TSM Korosundan Unutulmaz Konser

    • Haziran 17, 2026
    • 10 views
    İnegöl Belediyesi TSM Korosundan Unutulmaz Konser