Down sendromu bir hastalık değil, farklılık!


Down sendromu bir hastalık değil, farklılık!

Down sendromunun, bir hastalık değil, kromozomal bir farklılık olduğunu vurgulayan uzmanlar doğru eğitim ve terapilerle Down sendromlu bireylerin önemli gelişimler gösterebileceğini söylüyor. 

Down sendromunun konuşma gecikmesi, sosyal etkileşim farklılıkları ve bazı sağlık risklerini beraberinde getirdiğini aktaran Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Down sendromlular doğru bir eğitim, ergoterapinin de içinde yer aldığı terapilerle beraber daha yavaş olsa da son derece güzel bir gelişim sağlayabiliyorlar.” dedi. İleri anne yaşının, en büyük risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Kilit, 35 yaş sonrası Down sendromlu bebek doğurma olasılığının arttığını ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, Down sendromunun bir hastalık değil, kromozomal bir farklılık olduğunu vurgulayarak, genetik sebepleri, etkileri ve uygun eğitim ile Down sendromlu bireylerin gelişim gösterebileceğini anlattı.

Artı bir kromozomun etkileri… 

Down sendromunun kromozomal bir durum olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Aslında Down sendromundan bir hastalık olarak bahsetmek istemiyorum. Kromozomal bir farklılık olarak bahsetmek istiyorum.” dedi.

Normalde bir insanda 46 tane kromozom bulunduğunu, Down sendromlu bireylerde ise 21’inci kromozomda bir anneden bir babadan gelen 2 değil 3 kromozom olduğunu aktaran Kilit, “Yani artı bir kromozomun söz konusu olduğu bir kromozomal farklılıktır. Down sendromlu bireylerde yüz görünümü olarak farklılıklar bulunabilmekle birlikte maalesef kalp hastalıklarına daha fazla yatkınlık olabiliyor. Konuşma ve işitme konusunda problemler yaşayabiliyor ve ilerleyen zamanlarda Alzheimer riskinde bir artış söz konusu olabiliyor. Gelişim ve psikiyatrik olarak bakıldığında Down sendromlular doğru bir eğitim, ergoterapinin de içinde yer aldığı terapilerle beraber daha yavaş olsa da son derece güzel bir gelişim sağlayabiliyorlar.” şeklinde konuştu.

Uygun eğitim ve terapilerle her şeyi yapabilecek bireyler haline gelebilirler…

Down sendromlularda bilişsel olarak sosyal alanlarda, yürütücü işlevlerde ve zihin kuramında bazı gerilikler görülebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Otizmli bireylerle kıyaslandığında Down sendromunda taklit, jest ve mimiklerin kullanımı, sosyal etkileşim çok daha fazla olabiliyor. Zihin kuramı bazında bakıldığında insanların duygu ve düşüncelerini anlama, kendininkinden farklı duygu ve düşüncelerin ayrımına varma, kendi duygu ve düşüncelerini ifade etme konusunda bazı gerilikler görülebiliyor.” dedi.

Down sendromunda konuşma gecikmesi ve konuşmada yaşanan problemlerin de bilindik gerçekler olduğuna değinen Kilit, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erken yaşlarda özel eğitim başta olmak üzere, terapilere başlanırsa Down sendromlu bireylerin yazar olabildikleri, normal zekâ kapasitesine sahip bireyler haline bile gelebildikleri, okuma yazma alanı başta olmak üzere üniversiteler bitirebildikleri de bilinen gerçeklikler. O yüzden Down sendromunu bir hastalık olarak değil; kromozomal bir farklılık olarak görmek gerekir. Sabırla, onlara uygun bir eğitim stiliyle ve terapilerle her şeyi yapabilecek bireyler haline gelebilecekleri hiçbir zaman unutulmamalı.”

Annenin yaşı en büyük risk faktörü… 

Down sendromunun en büyük çevresel sebebinin, ileri anne yaşı olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Anne yaşı 35’i geçtikten sonra Down sendromlu birey doğum oranı artıyor. Özellikle 45 yaşından sonra her 60 çocuktan 1’inin Down sendromlu olduğu biliniyor.” dedi.

Hamilelikte sigara, alkol ve madde kullanımı, fazla radyasyona maruz kalmak gibi çevresel etmenlerin üzerinde de durulduğunu aktaran Kilit, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ailede Down sendromlu birey olması, riski arttırabilir ama de novo mutasyonlarla olabilecek bir durumdan bahsediyoruz. Yani ailede hiçbir Down sendromlu birey olmasa bile bu durum görülebilir. Hamilelikte yapılan testlerle, ense kalınlığı ve burun şekliyle ilgili ultrason görüntüleriyle bu konuda fikir sahibi olunabiliyor.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Benzer Haberler

    Expanscience’tan eczacılara ilham veren buluşma serisi: “Etki Buluşmaları” gerçekleşti

    1950 yılından bu yana bilimsel gücü yüksek ve sorumluluk sahibi yaklaşımıyla faaliyet gösteren Expanscience Laboratuvarları, nisan ayı itibarıyla eczacılara özel olarak hayata geçirdiği “Expanscience Etki Buluşmaları” ile sektör profesyonellerini bir araya getirdi.

    Böbrek taşı sessiz büyüyor, alarm ağrı ile geliyor

    Her 10 kişiden 1’ini etkileyen böbrek taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İlgilenebileceğiniz Haberler

    Zeytin sektörünün büyük buluşması İzmir’de başladı

    • Nisan 30, 2026
    • 29 views
    Zeytin sektörünün büyük buluşması İzmir’de başladı

    Büyükşehir tarımda da fark yaratıyor;Çiftçilere 27 milyonluk dev destek

    • Nisan 30, 2026
    • 25 views
    Büyükşehir tarımda da fark yaratıyor;Çiftçilere 27 milyonluk dev destek

    İnegöl Belediyesi Thm Korosundan Kulakların Pasını Silen Konser

    • Nisan 30, 2026
    • 30 views
    İnegöl Belediyesi Thm Korosundan Kulakların Pasını Silen Konser

    Prof. Dr. Murat Yalçıntaş, “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi” kitabını üniversiteliler için imzaladı

    • Nisan 30, 2026
    • 55 views
    Prof. Dr. Murat Yalçıntaş, “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi” kitabını üniversiteliler için imzaladı

    Bakırköy’de Atık Camlar Sanata Dönüştü

    • Nisan 30, 2026
    • 52 views
    Bakırköy’de Atık Camlar Sanata Dönüştü

    Konya Büyükşehir’den Yenilenebilir Enerjide Dev Atılım Başkan Altay: “GES Yatırımlarında Türkiye’de Birinci Sıraya Yerleşmiş Olduk”

    • Nisan 30, 2026
    • 59 views
    Konya Büyükşehir’den Yenilenebilir Enerjide Dev Atılım  Başkan Altay: “GES Yatırımlarında Türkiye’de Birinci Sıraya Yerleşmiş Olduk”