Sessizlik de bir yardım çığlığı!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 4 Mayıs Uluslararası Şiddet Mağduru Çocuklar Günü kapsamında şiddet ve zorbalığa maruz kalan çocukların neden çoğu zaman sessiz kaldıkları hakkında açıklamalarda bulundu.

Bazı çocuklar sessiz kalarak kendini korumaya çalışır!

Şiddete maruz kalan bazı çocukların yardım isterken bağırmadığını, kapıyı çarpmadığını, yüksek sesle itiraz etmediğini ifade eden Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Daha sessiz bir yol seçerler; susmak. O sessizlik, çoğu zaman bir boşluk değil, tam aksine, içi korku, utanç ve çaresizlikle dolu bir alandır.” dedi.

Akran şiddetine maruz kalan çocukların bir kısmının kendini savunmaması ya da durumu yetişkinlerle paylaşmamasının, dışarıdan bakıldığında ‘tepkisizlik’ gibi görünse de, aslında bir hayatta kalma stratejisi olduğunu aktaran Ülkü, “Çocuk, tehdit karşısında bedensel ve duygusal olarak kilitlenir. Ne söyleyeceğini bilemez, hareket edemez, sanki sahnenin içinde ama kendisi yokmuş gibi hisseder. Bu durum, güçsüzlükten çok, beynin kendini koruma biçimidir.” şeklinde konuştu.

Sessizlik çoğu zaman ipuçlarıyla konuşur! 

Çocukların neden anlatmadığına değinen Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, şunları söyledi:

“Bunun arkasında çoğu zaman görünmeyen ama güçlü duygular vardır. ‘Söylersem daha kötüsü olur’ korkusu, ‘ben bir şey yaptım, hak ettim’ gibi içselleştirilmiş suçluluk ya da ‘kimse bana inanmaz’ düşüncesi… Zorbanın aynı sınıfta olması, arkadaş grubunun dağılacağı kaygısı ya da daha önce yardım isteyip sonuç alamamış olmak da çocuğu sessizliğe iter. Böylece çocuk, kendini korumanın yolunu görünmez olmakta bulur.

Oysa sessizlik çoğu zaman ipuçlarıyla konuşur. Okula gitmek istemeyen, ders başarısı aniden düşen, içine kapanan ya da tam tersine öfke patlamaları yaşayan bir çocuk bize bir şey anlatıyordur. Sık sık karın ağrısı ya da baş ağrısı yaşayan, eşyalarını kaybeden, arkadaşlarından uzaklaşan çocukların hikâyesine dikkatle bakmak gerekir. Bazen de ipuçları dijital dünyadadır; telefonunu saklayan, mesajlardan kaçınan bir çocuk, siber zorbalığın hedefi olabilir.”

Çocuk yalnız kalmamalı! 

Böyle durumlarda tek bir doğru olmadığına işaret eden Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Her durumun dinamiği farklıdır. Ancak çocuklara şu temel yollar öğretilmeli; güvenli değilse ortamdan uzaklaşmak, kalabalığa yönelmek, güvendiği bir yetişkinden yardım istemek ve sınır koyan kısa cümleler kullanmak… ‘Bunu istemiyorum’, ‘dur’, ‘bana dokunma’ gibi net ifadeler, çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır. Özellikle siber zorbalıkta, kanıtları silmeden saklamak da önemlidir. En kritik nokta ise şu; çocuk yalnız kalmamalı.” dedi.

‘Hayır deme’ ve sınır koyma becerisinin, bir günde öğrenilen bir davranış olmadığına vurgu yapan Ülkü, “Bu beceriler, evde ve okulda tekrar ederek, deneyimleyerek gelişir. Çocuklara duygularını tanıma, rahatsızlık hissettiklerinde bunu fark etme ve ifade etme alanı açılmalı. Küçük yaşlardan itibaren ‘istemiyorsan hayır diyebilirsin’ mesajını duyan bir çocuk, zorbalık karşısında da daha güçlü durabilir. Burada en önemli model yine yetişkinlerdir. Kendi sınırlarını sağlıklı şekilde ifade eden bir ebeveyn, çocuğuna en etkili dersi verir.” açıklamasını yaptı.

Bir çocuğu korumanın ilk adımı, söyleyemediklerini fark etmektir! 

Çocukların yardım isteyebilmesi için yalnızca bireysel değil, toplumsal bir güven alanına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Okulların açık kapı politikası benimsemesi, zorbalıkla ilgili net ve uygulanabilir kurallar koyması, çocukların kendilerini ifade edebileceği güvenli alanlar yaratması gerekir.” dedi.

Ailelerin ise yargılamadan dinleyen, suçlamadan anlayan bir tutum benimsemesinin hayati önem taşıdığının altını çizen Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:

“‘Sana inanıyorum, bu senin hatan değil ve birlikte çözebiliriz’ cümlesi, bir çocuğun dünyasında sandığımızdan çok daha büyük bir yer açar. Medya da bu süreçte önemli bir rol üstlenir; yardım aramayı zayıflık değil, cesaret olarak gösteren bir dil kullanmak gerekir.

Unutmamak gerekir ki, şiddete uğrayan bir çocuğun sessizliği boşluk değildir. O sessizlik, dikkatle dinlendiğinde bize çok şey anlatır. 4 Mayıs Uluslararası Şiddet Mağduru Çocuklar Günü, yalnızca bir farkındalık günü değil; çocukların duyulmayan seslerini gerçekten duymaya başlamak için bir hatırlatmadır. Çünkü bazen bir çocuğu korumanın ilk adımı, onun söyleyemediklerini fark edebilmektir.” 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Benzer Haberler

    Canikli Vatandaşlara Yerinde Hizmet: 16 Bin Kişiye Diş Tedavisi

    Canik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde 4 ayda 16 bin hastaya modern diş ünitlerinde tedavi hizmeti sunuldu.

    İdrar kaçırma kadınlarda daha yaygın görülüyor

    İdrar kaçırma, birçok kişinin konuşmaktan çekindiği ancak toplumda oldukça yaygın görülen bir sağlık sorunu.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İlgilenebileceğiniz Haberler

    Anneler Günü’ne özel uçurtmalarını hazırladılar

    • Mayıs 4, 2026
    • 24 views
    Anneler Günü’ne özel uçurtmalarını hazırladılar

    Netflix, Türkiye’deki 10. Yılını İzmir’de Binlerce Kişiyle Kutladı. Sırada İstanbul ve Ankara Var

    • Mayıs 4, 2026
    • 30 views
    Netflix, Türkiye’deki 10. Yılını İzmir’de Binlerce Kişiyle Kutladı. Sırada İstanbul ve Ankara Var

    ZKS 4-10 Mayıs Haftalık Etkinlik Takvimi

    • Mayıs 4, 2026
    • 26 views
    ZKS 4-10 Mayıs Haftalık Etkinlik Takvimi

    Ayvalık’ta Hıdırellez coşkusu

    • Mayıs 4, 2026
    • 24 views
    Ayvalık’ta Hıdırellez coşkusu

    Şehrin Tiyatrosu “Maviydi Bisikletim” ve “Yenilmez” Oyunlarıyla Giresun’da

    • Mayıs 4, 2026
    • 24 views
    Şehrin Tiyatrosu “Maviydi Bisikletim” ve “Yenilmez” Oyunlarıyla Giresun’da

    Üsküdar’da Ata Tohumu Toprakla Buluştu: Miniklerden Geleceğe Yeşil Adım

    • Mayıs 4, 2026
    • 27 views
    Üsküdar’da Ata Tohumu Toprakla Buluştu: Miniklerden Geleceğe Yeşil Adım